26 Ağustos 2011 Cuma

Mevlana'dan...


Sonsuz bir karanlığın içinden  doğdum.
Işığı gördüm,
 korktum.Ağladım.

Zamanla ışıkta yaşamayı  öğrendim.
Karanlığı gördüm, korktum.
Gün geldi  sonsuz karanlığa uğurladım  sevdiklerimi...
Ağladım.

Yaşamayı  öğrendim.
Doğumun, hayatın bitmeye başladığı an  olduğunu;
aradaki bölümün
, ölümden  çalınan zamanlar  olduğunu
öğrendim.
Zamanı  öğrendim.
Yarıştım onunla...
Zamanla  yarışılmayacağını,
zamanla barışılacağını, zamanla  öğrendim...

İnsanı öğrendim.
Sonra insanların  içinde iyiler ve kötüler olduğunu...
Sonra da her  insanin içinde
iyilik ve kötülük bulunduğunu  öğrendim.

Sevmeyi öğrendim.
Sonra  güvenmeyi...
Sonra da güvenin sevgiden daha kalıcı  olduğunu,
sevginin güvenin sağlam zemini üzerine  kurulduğunu
öğrendim.

İnsan tenini  öğrendim.
Sonra tenin altında bir ruh
 bulunduğunu...
Sonra da ruhun aslında tenin üstünde  olduğunu öğrendim.



Evreni  öğrendim.
Sonra evreni aydınlatmanın yollarını  öğrendim.
Sonunda evreni aydınlatabilmek için önce  çevreni aydınlatabilmek Gerektiğini  öğrendim.

Ekmeği öğrendim.
Sonra barış için  ekmeğin bolca üretilmesi gerektiğini.
Sonra da ekmeği  hakça üleşmenin, bolca üretmek kadar
önemli olduğunu  öğrendim.



Okumayı  öğrendim.
Kendime yazıyı öğrettim sonra...
Ve bir  süre sonra yazı, kendimi öğretti bana...

Gitmeyi  öğrendim.
Sonra dayanamayıp dönmeyi...
Daha da  sonra kendime rağmen gitmeyi...

Dünyaya tek  başına meydan okumayı öğrendim genç yasta...
Sonra  kalabalıklarla birlikte yürümek gerektiği fikrine  vardım.
Sonra da asil yürüyüşün kalabalıklara karşı  olması gerektiğine aydım.

Düşünmeyi  öğrendim.
Sonra kalıplar içinde düşünmeyi
 öğrendim.
Sonra sağlıklı düşünmenin kalıpları yıkarak  düşünmek
olduğunu öğrendim.

Namusun önemini  öğrendim evde...
Sonra yoksundan namus beklemenin  namussuzluk olduğunu;
gerçek namusun, günah  elinin altındayken, günaha el
sürmemek olduğunu  öğrendim.

Gerçeği öğrendim bir gün...
Ve  gerçeğin acı olduğunu...
Sonra dozunda acının, yemeğe  olduğu kadar hayata da
“lezzet” kattığını  öğrendim.

Her  canlının ölümü tadacağını,   

ama sadece  bazılarının hayatı tadacağını öğrendim.

Ben  dostlarımı ne kalbimle nede aklımla severim.
Olur ya  ...
Kalp durur ...
Akıl unutur ...
Ben  dostlarımı ruhumla severim.
O ne durur, ne de unutur  ...

MEVLANA