15 Şubat 2011 Salı

Linkedin'deki yazım

http://www.linkedin.com/groupAnswers?viewQuestionAndAnswers=&discussionID=42789058&gid=3748141&commentID=31906390&trk=view_disc
...Tüm yazılanlara katılmamak mümkün değil. Başlarken tüm benliğimizle işe sarıldık ve keyifle çalıştık. Çalışan seçimleri, o birimi tanıyan işlevlerini ve gereksinimlerini bilen yöneticiler tarafınca yapıldı. Ancak bir dönem sonra adı" İnsan Kaynakları" olan birimler ortaya çıkmaya başladı. Öncelikle isim insan varlığıyla tezat, insan bir kaynak değildir kanımca; kaynakların hizmetine sunulması, kaynakların doğru ve onun için yönetilmesiyle mutluluk ve refaha ulaşacak varlıktır. İK birimleri, çoğu yurtdışı kaynaklı, önermeler ve yönergeler ile seçimlerini ortaya koymaya başladılar. Ancak bu seçimlerin büyük oranda amaca hizmet edemeyen sonuçlar verdiğini bizzat kendi tecrübelerimde yaşadım. Bu durumda sizin yıllarca değer olarak bildiğiniz, koruduğunuz ilkeler ve iş yapış biçimleriniz, konuya sonradan müdahil olmuş ve hasbelkader bu konuma gelmiş, daha da önemlisi şirketin çalışma alanı, çalışanları, müşterileri konusunda bihaber kişiler tarafınca erozyona uğratılmaya başlandı. Sonuç; mutsuz çalışa(maya)nlar...
Belki de bu benim bahtsızlığımdı, sonradan tanıdığım gerçekten konusuna vakıf (evet çok nadir olsa da varlarmış) İNSAN uzmanlarını görünce "daha önceleri neredeydiniz" diye mırıldandım...

Hiç yorum yok: